27 Aralık 2016 Salı

Satır Arası Mim #2

Tatlılık abidesi   Maryslife beni  Mimlemişşşşşş:)

Bana da bu güzel davete katılmak düşer elbette :)

Kısaca bilmeyenler için bahsetmek istiyorum öncelikle,
Mim nedir? Amacı nedir ?
 Blogsal bir terim olarak düşünürsek bloggerlar arasında  paylaşım ,paslaşma diyebilirim.
Bir konu hakkında yazı yazılır ve o konu üzerinde fikirleri merak edilen bloggerlar etiketlenerek davet edilir.

Mimi başlatan arkadaş Satır Arası olmuş..Kendisi anladığım kadarıyla mimleriyle meşhur bir arkadaşmış..
'Yeni insanlara ulaşıp tanışmayı hedeflerken ,bu mimin amacı biraz okuyana yazarı tanıtmak olacak ' diyerek yola çıkmış..

Bakalım şimdi neler varmış bu mimde:)



  1. Kendini Nasıl Bir Blogger Olarak Görüyorsun ?
Kendimi, kendi halimde bir blogger olarak görüyorum.
Canımın istediği zamanlarda istediğim ( her telden ) yazı girebildiğim , yazılarını severek okuduğum blogger arkadaşlarımın olduğu güzel bir sığınak olan evim yani blogumun ev sahibesiyim..EV sahipleri  konuklarını en iyi şekilde ağırlamak ister bende elimden geldikçe  bana konuk olan arkadaşlarımı sıkmadan ,ilgilerini çekebiliecek yazılara hazırlamaya çalışıyorum. Deniz sever bir bloggerım bunu da misafirlerime huzur vermesi adına kullanmayı seviyorum.

  1. Blogger’da Yapacaklarının Ne Kadarını Yapabildin? Aklında Neler Var Bahseder Misin?
Beni ilk blog açtığım güne götürdü bu soru:)
Nasıl bir hevesle açmıştım. Ne yapacağımı da tam bilemiyordum.Bir çok arkadaşım bana çok destek oldu o sıralar.
İlk açtığım zamanlar sevgili Zeynep Deneyen Bayan ın çok yardımları oldu.Daha isimlerini çok hatırlayamadığım arkadaşlar sağolsunlar bana hep mesaj atarak destek olmuşlardı.Sevgili Kelebek ise ,(KelebekEtkisi39 ) yine ilk sahte  barkod olabilecek bir ürünmle ilgili desteklerini esirgemedi. Kendisinden çok şey öğrendim yazılarını ilgiyle takip ederken, ve öğreniyorumda hala..
ve tatlı arkadaşım Tuğba Leydi Blog çok fazla destek oldu bana.Bilmediğim bir çok şeyi ondan öğrendim.İlk Bumerang reklamımı onun sayesinde aldım mesela.. Kategori oluşturmada çok yardımı oldu..Daha birçok şey..
Sorudan uzaklaşmış gibi görünsemde aslında sorunun ta kendisi ,Ne kadar çok yol katetmişim güzel arkadaşlarım sayesinde..
Ama daha sonu görülmeyen bir yol var önümde...Her geçen gün yeni hedefler  oluşuyor aklımda...Son yeniliklerim yine sevgili Kelebeğe konuk yazar olduğum ( Buradan ulaşabilirsiniz )
'Anı Köşesi '
Sağolsun beni kırmadı ve bir anı da bana yazdı ( buradan ulaşabilirsiniz )
Ve eğer sizde severseniz bu köşeyi ,konuk yazar olabilecek arkadaşarımdan anı mailleri bekliyorum (sisterella.blog35@gmail.com)

  1. Yazıların Arasında En Başarılı Gördüğün Ve Bunu da Okumalılar Dediğin İki Yazın ?
Şimdiye kadar 500 küsür okuma alan Renkli lensler hakkındaki yazım.Çünkü lens kullanımı hakkında bilgisi olmayan kullanmak isteyen ama cesaret edemeyen çok arkadaşım oldu. Bu yazının da güzel fikir edinebilecekleri şekilde olduğunu düşünüyorum.
Diğer bir yazım ise kendimden bir kesit olan, 
mavi huydur bende yazım...Neden maviyi severim biraz açıkladım...

Umarım keyifle okumuşsunuzdur.
Çok teşekkür ediyorum tatlı arkadaşım 
maryslife 'e bu güzel daveti için. 

Kendisinin mim yazısını buradan okuyabilirsiniz.



Blogumu sevdiyseniz ve sormak istediğiniz herşey için bana buradan ve 
aktif instaram adresim TIK TIK den ulaşabilirsiniz... 



Öncelikle katılmak isteyen herkes davetlimdir.
Bende fikirlerini merak ettiğim arkadaşlarımı bu Mime davet ediyorum :)





23 Aralık 2016 Cuma

The Pink- Ellys Far paletini (Nude) İnceleyelim !


 Ellys der ki ;
Kalbin ve aklın güzele odaklanmışsa,güzellik içindesindir...


Ne kadar güzel bir söz... En az ürünler kadar☺


İlk olarak far paletinden bahsetmek istiyorum. 

Tonları bir harika...
❤Pimentleri güzel  buldum.
❤Renklerini çok sevdim.

Genel olarak sıcak alt tonlu renkler var.
 Yapıları oldukça yumuşak.
Sürümü kolay.
Tozutması konusunda genel olarak bütün farlarda yaşadığımdan farklı rahatsız edici bir sorun yaşamadım. 
Çok rahat sorunsuz olarak uygulayabiliyorum.
Kalıcılığı konusunda da çok sevdim.
Özellikle far bazı ile kullanıldığında kalıcılığı çok daha fazla olacaktır.

Biraz da yakından inceleyelim renkleri :)






Sand
Pearl    
İlk iki rengi çok seviyorum.
 --Sand: gözpınarı ve kaş altı aydınlatmada kullanırken , 
---Pearl  günlük makyajlarımda en sık kullandığım ton oldu.




Cotton Candy  
 Lake 
Yine en sevdiklerimden...


Fog
Stone
Özel gün makyajları için harika iki ton.
Bazen günlük makyajlarım da hafif gölge vermek amacıyla ,
buğu katmak için oldukça elverişli  bir renk Stone..




Bu güzel palete 
Buradan
http://www.cosmohome.com.tr  
ve
instagram:instagram tıklanabilir link
 den ulaşabilirsiniz.

Ürünler ile ilgili sormak istediğiniz herşey için bana buradan ve 
aktif instaram adresim TIK TIK den ulaşabilirsiniz...

   Sevgiler...

20 Aralık 2016 Salı

BİR GARİP TATİL HİKAYESİ- ( Konuk yazar)


Merhabalar... Blogumda yeni  bir köşe yayınlamaya başlıyorum.
ANI' LAR ...
Sevgili  KelebekEtkisi39 yeni anılar konulu köşesinde yazmaya başladı ve ben ilk misafir konuk olarak yazdım kendisine..
Bu köşeyi biz çok sevdik.Umarım sizlerde seversiniz.
Bu köşede bazı blogları tanıtacağım ve onları anıları ile bloguma misafir edeceğim.Bu anılar bazen eğlenceli, bazen üzücü  bazen de  hayatın içinden unutulmayacak anıları olacak.Eğer sizde bloguma misafir olup bir anınızı paylaşmak isterseniz çok mutlu olurum.Bana  sisterella.blog35@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

İlk konuğum beni kırmayan sevgili KelebekEtkisi oldu..
Kendisini eminim ki çoğunuz tanıyor ve ilgiyle takip ediyorsunuzdur. Çünkü uzun zamandır bu işi hakkıyla ,emeğiyle ve çok severek yapan bir arkadaşım. 

'Yarattığın dünya ,yaşadığın dünyadır' 
diyerek karşılıyor blog misafirlerini.. 

Bakalım bize açtığı dünyasında ki,  bu anısına yolculuk yapalım, Kelebeğin dünyasını keşfedelim
 ne dersiniz ?
Sisterella , keyifli okumalar diler :)





BİR GARİP TATİL HİKAYESİ


Selamlar bugün çok özel bir bloga konuk oluyorum;sevgili Sisterellanın özenle ilgilendiği bu mavi dünyasına konuk olmak ve yepyeni okuyuculara seslenmek gerçekten beni çok mutlu ediyor.Bugün sizlerle ne hakkında konuşayım diye düşünürken aklıma başımdan geçen gerçekten korkunç bir tatil geldi.Ama baştan uyarmam gerek hepimiz insanız ve bazen çok kötü olabiliyoruz umarım beni çok sert yargılamazsınız çünkü olayları bütün gerçekliğiyle anlatmak istiyorum.

Evet gelelim hikayemize keyifli okumalar.

Efendim bundan 6 yıl kadar önce tüm evde tadilat yaptırmaya karar vermiştik.Ama öyle her şeyi değiştirecektik.Kapılar,pencereler,boya,kırık dökükler,elektrik prizlerine kadar her şeyi...15 tatil sırasında ancak işçilerle anlaşabilmişti eşim çünkü yaz boyunca çok fazla işleri vardı ve ev işi onlara göre çok küçük bir işti.Neyse eşim her şeyi ayarladı,halıları yıkmaya yolladık yepyeni eşyalar gelecekti tadilat bitince.Ama bir sorun vardı.Biz nerede kalacaktık tüm bu işler olduğu sırada?

Eşim hemen çareyi buldu"Mecbur annemlerde kalacağız."Başımdan aşağı kaynar sular döküldü."Kusura bakma annende kalıpta durmadan temizlik yapamam.Benim bir on beş tatilim var.Ben İstanbul'a halamın yanına gideceğim.Sende işleri hallettir.Ben tatil yapacağım."diye cırladım.Aslında son derece sert olan eşim hiç sesini çıkarmadı.Ve kuzu kuzu uçak biletimizi aldı.Kızım o zamanlar sadece 3 yaşındaydı.

Kayınvalidemi çok severim aslında kadıncağız az önce hastayım diye bir sürü yemek yapıp yollamış bana ama şu var ki acayip temizlik hastası eltimle birlikte neredeyse sokakları bile temizleyecekler.Ne zaman gitse koltuklar havada oturacak yer yok ve büyük temizlik yapılıyor.Bense bu kadar fazla temilik yapmayı sevmiyorum ne yazık ki.Of şimdi kayınvalidesine hainlik yapan gelinin başına gelenleri okuyun bakalım.Çok elem verici.

Halama hep yazları gidiyordum.Ve benim gideceğim sıra bir kar vardı ki sormayın.Evin sıcak oluyor değil mi dedim.Evet dedi.Neyse İstanbula bir indik maşallah bizim buradan beter bir kar,trafik,hengame.Hemen eve gidelim bari dedik.Zar zor ulaşabildik.Halam o zamanlar Tuzla da oturuyordu.İstanbul bile sayılmaz dimi?

Eve geldik sağ salim.Biz aşırı sıcak sever insanlarız evimiz o kadar sıcak olur ki gece yatılmaz.Eşim ısınmamız için hiç bir masraftan kaçınmaz ve halamın evet sıcak dediği bizim evin yarısının yarısı bile değildi.Donduk yani doğalgaz sobasına yapışık bir vaziyette kaldık kızımla.Günlerce evi bırakın odanın dışına çıkamadık. Bu arada annem arayıp bizede gelin diye tutturdu.İstanbula yakın oturuyorlar ama o kadar berbattı ki hava hiç gözüm yemedi.Zaten televizyonlar yolda kalan araçları gösterip duruyordu.Bizim şansımıza kar,kış,kıyamet almış götürmüştü İstanbulu.
O sırada İzmitte oturan görümcem aradı.Bize de gelin dedi.Ay onla da hiç anlaşamam,kibarca inşallah bakalım olursa neden olmasın dedim.Sonra kayınvalidem aradı.Görümceme gitmemi istiyormuş."Hava çok kötü düzelirse giderim"dedim.3 yaşındaki çocukla nasıl gideyim ben onca yolu çok görmek isteyen gelir alır yani.Sonra kayınvalidem bakmış ki ben onun lafını dinlemiyorum.Eşimi aramış talimatı vermiş.Eşim aradı kesinlikle gideceksin dedi.O kadar sinir oldum ki.

Sonra görümcem aradı trenle gelmemi söyledi.Hiç uğraşamam valla dedim.Ben buradan taksiye atlar otobüs,minibüsle falan gelirim.Neyse o soğukda istemeye istemeye otobüslerin kalktığı yere gittik.Dediler ki tam İzmitin içinden geçmiyor ama gişelere yakın yerde indiriyoruz.Tamam yani gelsin alsınlar diye düşündüm.

Neyse bindik minübüse adam bizi tam E5 in kenarında indirdi fakat abla nolur dikkatli ol demeyi de ihmal etmedi.Ben nasılsa alacaklar diye hiç sorun etmedim.İndim minübüsten etrafta koca koca kamyon tırlardan başka bişe yok.Bayağı bi uzakta gişeleri gördüm.Kızımın yolun diğer tarafına aldım yürümeye başladık.Ama bir taraftan ağlıyorum kamyonlar o kadar yakından geçiyor ki nerdeyse bana çarpacak,ayağımda topuklu ayakkabılar,bir elimde kızım,diğer elimde bavulum ve almaya gelen kimse yok.Bir taksi görsem bineceğim ama hep kamyon,tır.Kızımın yanı uçurum gibi,çocuk bir ağlasa düşeceğiz oraya ya da bir araç çarpacak o kadar küçük bir alandayız yani.Etraf kar ve zor yürüyoruz.O gişelere ulaşana kadar 15 dakika kadar yürüdük ve dualar ede ede,ağlaya ağlaya.Verilmiş sadakam varmış ki çocuğum sesini çıkarmadan yürüdü yanımda.Korkunçtu hiç unutamıyorum.

Neyse gişelere bir ulaştık ben taksi tutmayı planlıyordum ama bir baktım görümcem orada.Bir kızdım para vermemek için karşı tarafa geçmemişler gişelerin arkasında beklemişler.Tabii benim tepem attı ve bir hafta boyunca hiç hoş vakitler geçirmedik.Neyseki evi halamlara göre sıcaktı ama ben bir kere gıcık kapmıştım.Küçücük çocukla o yaşadığım zorlukları hiç unutamıyorum.Orada sadece 2 gün kalacaktım ama kızım müthiş hasta oldu ve kalışımız biraz uzadı.

Sonra kızım iyileşti ve orada kalışımız bitti ,bu sefer trenle geri döndük Tuzlaya.Hakikaten trenle çok daha rahat gittik.Ama benim dik kafalığım yüzünden gelişte treni kullanmamıştım tabii.

Neyse İstanbul tatilinin geri kalanını doğalgaz sobasına yapışık vaziyette ve üşüyerek geçirdik.Sıcacık evimi,evde ince şeyler giyişimi çok fazla özlemiştim.Ne bu ya tatil mi yani.Rezaletti.Dönüş vaktimizi iple çekerken hala yolların berbat olduğunu izliyorduk haberlerde.Dışarı burnumuzu bile uzatamıyorduk.

Neyseki dönüş vakti geldi çattı.Halamın eşi 4 saat önceden Sabiha Gökçen Havalanına gidelim dedi."Ya dedim ne kadar yolki 20 dakikada orda oluyoruz 2 saat önceden çıkarız evden,taksi tutarız."Adamcağız bir şey demedi.

Uçağın kalkmasına 2saat varken evden çıktık az ilerdeki taksi durağına gittik ve banko adam bütün taksilerin yolda kaldığını söyledi.Biraz daha ilerdeki bir taksi durağına gitmeye karar verdik.Yolda yürürken kızımın elindeki sallanan küçük çantaya bir köpek saldırdı.Kızım çıldırdı.Köpek çantayı alıp kaçtı.Zavallım soğuktan içinde yemek var sanıyordu galiba.Kızım şoku çok zor atlattı sonra ilerde çantayı bulduk.Köpek yemek olmadığını anlayınca bırakmış çantayı.

Takis durağına geldik ve aynı cevabı aldık hiç bir yerde taksi yok.Hepsi yollarda kalmış.Nasıl koca şehir burası ya bir kar yağınca her şey felç ve ben eve dönmek istiyorum.Artık bir dakika bile burada kalamazdım.Ağlamaya başladım ben gitmeliyim buradan napacağız.Ama hiç bir yerde taksi yok ve uçak gitmek üzere.Halamlar zaten yaşlı insanlar onlarda ne yapacaklarını bilemedi.İnsan zor durumda kalınca hemen bütün çareleri kullanıyor.Taksi durağının arkasında bir lokanta vardı.,İçeri daldım ağlayarak uçağımın kaçmak üzere olduğunu ve birinin beni götürmesini istedim.

Neyseki bir adam çıktı depomu doldurursanız götürürüm,yaşlılarıda geri gelirken getiririm dedi.Nasıl sevindim ve kabul ettim.Taksiden biraz pahalıya gelmişti ama mühim değildi yeter ki buradan gideyim.Bu arada yaşadığım yerin değerini de çok iyi anladım.Doğuda oturuyorum.Tamam kar,kış,soğuk ama her taraf sımsıcaktır.Ve ben sokağa çıksam herhangi birinden yardım istesem para mara almadan sonuna kadar yardım eder.

Havaalanına ulaştık.Adam sağolsun bavulumu taşımama bile yardım etti.Bileti onaylatmaya gittik ama koşarak uçağın kalkmasına yarım saatten az zaman vardı.Biletimi alan görevli baktı ve dediki"Uçağın kapıları kapandı."Başımdan aşağı kaynar sular döküldü.Ağlamaya başladım ve birazda yalvardım yani.Bu uçağa binmek zorundaydım yarın nasıl geri gelirdim tekrar hiç bilmiyordum.Allahtan görevli erkekti bir bayan olsa asla bu iyiliği yapmazdı.Hemen uçağa haber verdi ve beni uçağa aldılar.

Uçağa bindiğimde yanımda oturan bayanın 3 kere uçağının iptal edildiğini duydum.Dua etmeye başladım inşallah iptal olmaz diye neyseki olmadı ve memleketime geri geldim.

Ben tadilat bitmiştir ve evi temizlerim diye umuyorken geldiğimde eşimi çıldırmış vaziyette buldum.Kimse verdiği sözleri yapmamış ve tadilat yarısına bile gelmemişti.Halılar yıkmadan dönmüş ve toz toprağın arasında duruyordu.Bütün tadilatın bitmesi bir onbeş günü daha buldu.Ama takılan kapıların kırık olduğunu farkettik ve onların yenilerinin gelmesi falan bir ay sürdü.Ve biz bu esnada naptık kayınvalidemde kaldık tabiiki.Olsun sıcak bir evde temizlik dolu günlerle bir ay geçirdim.Gayette huzurluydum doğrusu.

Bütün işler bittiğinde evi temizlemek için geldikki halılarım açılmadığı için küflenmiş.Hemen halıcıyı aradım tekrar yıkanması gerektiğini yoksa küflerin halıyı delik delik yapacağını söyledi.Tekrar yıkattık ve çok zorda olsa evi düzenledik.Temizlik bir hafta kadar sürdü.Çünkü evde değişmedik hiç bir yer kalmamıştı.Mutfak dolapları,banyo dolapları,yeni eşyalar falan bizi bitirdi.

O günden sonra 15 tatilde asla hiç bir yere gitmedim.Ben işte bu yüzden sadece yazları gezmeyi severim.Kışın sıcacık evimde kalmak en büyük lüks benim için.Evim evim güzel evim....




16 Aralık 2016 Cuma

EUGENE PERMA - SAÇ BAKIM ÜRÜNLERİ-

Merhabalar,
İlkkez deneyeceğim, merak ettiğim bu tatlılardan bahsetmek istiyorum.
Öncelikle ürünleri denemeden önce ilk izlenim ve araştırmalarımı paylaşmak istiyorum.

Öncelikle Eugene Perma, 1918 yılından beri kendisini saç güzelliğine adamış Fransız kökenli bir marka. oldukça uzun yıllara dayanan bir geçmişe sahip.
Gelirinin %3'nü 'Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarına' ayırarak, her ürünün test edip müşterilerine sunması ilgimi çekti.
 Ürünlerinde bitkisel veya deniz kökenli aktif maddeleri kullanmayı ön planda tuttuğunu belirtrek
 Ürünlerini hayvanlar üzerinde test etmemekte ve içeriğinde hayvansal içerik kullanmamaktadır.
 Tüm ürünleri dermatologlar tarafından test edilmiştir...

Gelelimürünlerin içeriğine ,
Keratinin saçımızın temel ihtiyacı olduğunu artık hepimiz biliyoruz.
Keratinle yapılan saç bakımlarında problemler ortadan kalkarak kırıklar ve kopmalar azalıyor.
Bu ürünlerde Keraction teknolojisi ( bitkisel kaynaklı keratin içermesi)  kullanılarak zarar görmüş ve yıpranmış saçlara bakım yaparak yeniden canlandırmayı vaad ediyor.
 Günlük olarak hepimizin malesef tercih ettiği fön, saç maşası ve bunun gibi nedenlerden kaynaklanan yıpranmalara karşı saçı korumaya yardımcı oluyor.
 Amino asitler bakımından zengin bitki özlü keratin saçın yeniden yapılanmasına yardımcı olurken. 
Saçlara parlaklık ve yumuşaklık kazandırmayı hedefliyor.






KERATİN şampuan yıpranmış saçları onarmaya destek olarak üretilmiş.







Maske  yıpranmış saç tellerine güç ,yenileme ve hacim vaad ediyor.
 Yıkanan durulanan nemli saça maske uyulanarak 10-15 dakika bekletip durulanarak kullanılan bir ürün.









Kitoko Argan yağı:
%90 yenilebilir yağlardan oluşmaktadır
Yoğun bir şekilde saçı besleyerek, yumuşatmayı ve güçlendirmeyi vaad ediyor. Parlaklığını ve nem dengesini geri kazandırarak, dalgalı ve zor taranan saçları yumuşattığını belirtiyor. 
Yağ hissi bırakmadan  saç tarafından kolaylıkla emilir olmasını merk ediyorum.Ürün  Omega yağları, antioksidanlar ve A,E vitaminleriyle zenginleştirilmiş.Doğal UV koruması ile kurutma süresini belirgin bir biçimde azalttığını belirtmişler yine..


Argan yağı,  durulama gerektirmiyor,nemli veya kuru saça uygulanabiliyor.
Kitoko nun diğer Ürünleri aynı zamanda sülfatsızdır.





Ürünleri ilk kullanım ve uzun vadeli kullanım etkileri olarak kullandığımda düşüncelerimi yine paylaşacağım.
Oldukça merak ediyorum bu ürünleri...Sizinde düşüncelerinizi merak ediyorum bu konuda? Kullanan arkadaşlar varsa görüşlerini paylaşırsa çok sevinirim.
sevgiler...








BeğenDaha fazla ifade göster
Yorum Yap

9 Aralık 2016 Cuma

Renkli Lens -Yeşil- (vane green -rainbow)

Rainbow-Vane green


Bu kez yeşil gözlerimle merhaba :)
Lenslerim yine @armaoptik tabiki her zaman olduğu gibi.. 

Rainbow markasının yıllık Vane green rengi..

Bir önceki lenslerim yine detaylı olarak paylaşmıştım maviydi fakat markası Neo Cosmoydu..Bu kez yine yeşil oldu tercihim.
Bu markayı ilk kez denedim. 
Yaklaşık 10 yıldan fazla süredir renkli lens kullanıyorum (NumaraSIZ)
İlkkez haresiz olarak denedim.Haresizlerin doğal durmadığını düşünüyordum. Fakat Öyle güzel anlattılar ki doğal durduğunu şans vermeden yapamadım. Nasıl ikna oldum kullanınca anladım :)
Hareli lenslerin daha doğal durduğunu düşünürdüm hep.

( HARE : lenslerin üzerindeki ,göz bebeğinin görüntüsünü veren çizgiler ,kahverengimsi çizgiler diyebilirim :)

Rainbow'un bu yeni vane green serisi haresiz. Doğal durmasının nedeni , yeşilin tonu aslında kutusunda bakıldığında çok çok açık su yeşili gibi duruyor.üzerinde hare olmadığı için ve rengi çok açık olduğu için gözün kendi çizgilerini yansıtıyor. Bu yüzden de çok doğal duruyor.
Ama elbette doğal duruşu kadar kullanımıda çok önemli..Oldukça rahat bir lens. yapısı çok ince olduğu için rahatsızlık hissi vermiyor.Batma,kayma ,yanma gibi hiçbir sorun yaşamadığımı rahatlıkla söyleyebiliyorum. 6 -8 saatten fazla kullanılmaması tarafındayım ve birçok kez 8 saat minimum olmak üzere uzun süre kullandım.Bu anlamda uzun vadede bir sorun yaşamadım. Çok severek zorlanmadan kullanabiliyorum.Benim her beklentimi fazlasıyla karşılayabildi..Benim gibi renkli lensleri seviyorsanız mutlaka bu markanın bu rengine rahatlıkla şans verebilirsiniz.İlkkez deneyecek olanlar içinde oldukça uygun olduğunu düşünüyorum..

Fotoğrafta hem flashlı gece çekimi hemde gündüz gün ışığı olarak paylaştım.Gören herkes çok doğal durduğunu ve yakıştığını söyledi.Bu tabiki çok mutlu etti beni de, doğru tercih yaptığım için :)Sizinde fikirlerinizi merak ediyorum. Renk konusunda kararsiz kalıyorsanız 

sayfasına girdiğinizde harika renkler olduğunu görecek , seçmekte çok zorlanacaksınız eminim :)

Lenslerle ilgili her türlü sormak istediginiz birsey olursa severek bilgim olduğu kadar yanıtlamak,konuşmak isterim.. 





(sisterellamın lensleride bu kez mavi ,yine Rainbow un natural serisi blue ..




sisterella.blog - instagram

Ad

E-posta *

Mesaj *